Diyet - Beslenme

Kilo Vermede Psikoloji Ne Kadar Önemli?

kilo_verme_zayiflama_psikolojisi

Kilo vermek için türlü yöntemler deniyor olabilirsiniz. Çoğu zaman spora sarılmak ya da sadece diyet listelerine sadık kalmak içn büyük çaba harcıyor ancak çözüm bulamıyorsan biraz psikolojini masaya yatırmanı öneriyoruz. Psikoloji bu kadar etkili olur mu diyorsan bu yazımız tam sana göre!

Zihnen hazır olmak kilo vermeyi çok daha kolaylaştırıyor. Bu basit gibi görünse de aslolan bu psikolojiye hazır olmak. Morali yüksek olmayan kişilerin diyete adapte olma da sorun yaşadığını görebiliyoruz.

kilo_verme_psikolojisi

Fazla kilolardan kurtulmak isteyen kişilerin önceliği hayatında küçük değişiklikler yapmayı kabullenmesi olmalı. Hayat biçiminiz bunun altında yatan sebepleri size kolayca verebilir. Yanlış yeme alışkanlıkları, aşırı yeme ve yanlış beslenme gibi sebepler olabilir. Psikolojik sebeplerden dolayı kilo vermekten vazgeçen birçok kişi bulunmakta. Bunun sebebini bilmeden diyetin kötü ve yanlış olduğunu düşünen birçok kişi varken, kilo veremeyeceği düşüncesine de kendini inandıranlar olabiliyor. Bu sorunun asıl sebebi bulunarak psikolojik boyutu çözülür ise kilo verme süreci de sorunsuz olarak başlayabilir.

Bu konuda Uzman Psikolog Derya Özçelik kilo verme psikolojisinde, kilo vermenin insana dair pek çok şey gibi, birden fazla faktor ve bileşene de bağlı olduğunu aynı zamanda kilo vermenin tıbbi boyutu, fizyolojik kısmı ve genetik faktörleri kadar psikolojik boyutunun da önemli olduğunu vurguluyor.

İşte kilo verme psikolojisinde etkili 4 faktör:

Kilo verme ve kilo problemleri yakın zamana kadar sadece diyetisyenlerin ve ilgili tıp hekimlerinin ilgi alanıyken, kilo vermenin psikolojik yönü anlaşılmaya başlandıkça psikologların da desteği önem kazandı. Kilo vermeye psikolojik olarak baktığımız zaman karşımıza dört boyut çıkar.

Davranışsal: Yemekle ve beslenmeyle ilgili davranışlarımız çocukluk ve ergenlikle birlikte şekillenmeye başlar ve pek çok davranış kalıbı yetişkinlikte belirgin hale gelir. Örneğin hızlı ya da yavaş yemek, yemek yerken başka şeylerle ilgilenmek, öğünlerle beslenmek ya da gün boyu atıştırarak beslenmek, yemek hazırlama ritüelleri, çeşitli gıdalarla ilgili alışkanlıklar, yemek ve beslenme ile ilgili davranış kalıplarından sayılabilir. Bu davranış kalıplarının her birinin beslenme rutinimizi ve dolaylı olarak kilomuzu nasıl etkilediğine bakmak önemlidir. Düzenli, sağlıklı ve esnek bir yeme rutini oluşturmak ve devam ettirebilmek için hangi davranışların işe yaradığını bulmak ve bunları pekiştirmeye çalışmak gerekir.

 Duygusal: Yemekle kurduğumuz duygusal bağlar, yeme ve beslenme davranışını birebir etkiler. Yemek yemek bizim için yoğun duygusal bir eylem olabilir. Yemek yemeye genel olarak bir duygunun hakim olması, örneğin yemeğin rahatlatıcı, ya da stres verici, ya da baskı hissettirici bir doğası olması söz konusu olabilir. Bu duygusal bağ, kendimizi nasıl beslediğimizi birebir etkileyip, yemeğin doğal bir ihtiyaç olmaktan çıkmasına ve başka anlamlar yüklenmesine neden olabilir.

Diğer bir yandan yemek yemeyi, stresle veya olumsuz duygularla baş etmek için bir yöntem olarak kullanıyor olabiliriz. Örneğin kendimizi yalnız hissettiğimizde, ya da moralimiz bozuk, canımız sıkkınken, bu duyguları geçirebilmek için yemeye başvuruyor olabiliriz. Bu, arada sırada başvurulan bir yöntem olduğunda ve stresle ya da olumsuz duygularla baş etmek için işe yarayan başka yöntemler de varolduğunda, çok da kötü bir şey değildir. Ancak tek baş etme yöntemi bu olduğunda yetersiz kalır ve her ne kadar kısa vadede geçici bir iyi duygu hali yaratsa da, çoğunlukla uzun vadede işe yaramaz, hatta yemek yediği için suçluluk ya da pişmanlık hissetmek söz konusu olabilir.

Dolayısıyla yemek yemek, fiziksel olduğu kadar duygusal da bir eylemdir ve işin bu boyutu yeterince anlaşılmadığında kilo verme ile ilgili çabalar yetersiz kalabilmektedir.

Zihinsel: Yemekle ilgili kendimize koyduğumuz kurallar ve sınırlar ya da bugüne değin çeşitli kaynaklardan edindiğimiz bilgiler ve inançlar beslenme davranışımız üzerinde önemli bir etki sahibidir. Zihnimizde dönüp duran bu düşünceler, kurallar, inançlar ve bilgiler içeriğine göre etki yaparlar. Beslenmeyle ilgili yanlış ya da yetersiz bilgiler, yeme davranışının bozulmasının bir göstergesi olan aşırı katı ve keskin kurallar, esnetemediğimiz inançlar, beslenme işini bizim için zorlaştırabilir. Örneğin, karbonhidrat zararlıdır, akşam yemeği yememem lazım, sadece proteinle beslenmeliyim, X kalorinin üstüne çıkmamalıyım, ne kadar yediğimi kontrol edemezsem bu beni beceriksiz bir insan yapar, her gün tartılmalıyım gibi hem işlevsiz hem de %100 doğru olmayan bilgiler, kurallar ve inançlar hem beslenmeyi stresli hale sokar, hem de kilo vermeyi zorlaştırır.

İlişkisel: Yemek yemek sosyal bir davranış olabildiğinden, beslenmenin ve kilo problemlerinin ilişkisel bir boyutu da vardır. Bunun yanı sıra, bedenimiz dışardan herkes tarafından görüldüğü ve göz önünde olduğu için, ne yazık ki, herkese gördüğü şeyle ilgili yorum yapma zemini hazırlar. Oysa kişiliğimizi de ortaya koyduğumuzda, kimsenin kişiliğimizle ilgili yerli yersiz yorumlar yapmaya nasıl hakkı yoksa, bedenimiz de sırf gözle görülüyor diye başkalarına onun hakkında yorum yapma hakkı vermez.

Kararlılık Şart!

Kilo vermede ki ilk koşul kişinin bundan kurtulmak isterken yalnızca bu koşulun ‘’istek’’ olmamasıdır, ilk koşul her zaman ‘’kesin karalılık’’tır.

Yani: ‘’Ben kilo vermek istiyorum.’’ dan ziyade ‘’Ben kilo vereceğim.’’ olduğunda her şey daha düzgün başlayacaktır.

Diyeti bir zorunluluk olarak görmekten vazgeçip, bunu gerçekten istediğimiz için yaptığımızda çok daha iyi bir sonuç alacak aynı zamanda duygusal olarak da rahat bir hale girmiş olacağız.

 

 

 

 

Yorum Yap

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Yazılar

Yukarı Çık